(*)Alanları boş bırakmayınız!

Pandemi etkisi: "Zoom yorgunluğu"

1.726 görüntüleme 06 Nisan 2021
Abone Ol
Detay Göster

Pandemi etkisi:

"Zoom yorgunluğu"

Bir virüs hiç beklenmedik bir anda tüm dünyayı hazırlıksız yakalayarak hayatın merkezine oturdu. Çin’de ortaya çıkan ve Covid-19 olarak adlandırılan bu virüs hem bireysel, hem ulusal hem de uluslararası alanda önemli değişimlere neden oldu. Üstelik sadece her şeyi alt üst etmekle de kalmadı, 21. yy.’da insanoğlunun küçücük bir virüs karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğini de gösterdi. Peki bu süreç bizi nasıl etkiledi? Nasıl bir sınav verdik, veriyoruz? Sonrasında bizi neler bekliyor? Konuyu Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı ve hayatın içinden insanlarla konuştuk…

 

Bilinmezlik ve çelişkili açıklamalar

Aralık 2019’da Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan Covid 19 Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12 Mart 2020’de pandemik bir hastalık olarak ilan edildi. Bu dünyanın başının gerçekten dertte olduğu anlamına geliyordu. Çünkü pandemi bir kıta hatta dünya çapında etkili olan salgın hastalık demekti. Nitekim ortaya çıktığı tarihten bugüne kadar dünya genelinde toplam vaka sayısı yaklaşık 130 milyonu, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise yaklaşık üç milyonu buldu. Şimdilik…

Pandemi sadece fiziksel sağlığımızı değil, yarattığı kaygı ve stres nedeniyle psikolojik sağlığımızı da tehdit ediyor. Günlük rutinlerimizin tamamen değişmek zorunda kalması, eğitim ve iş hayatına uzaktan devam edilmesi, karantina süreçleri bu yöndeki olumsuz etkilerden sadece birkaçı… Tüm bunların yanı sıra virüs ile ilgili bilinmezlik kaygıları tetikleyen en önemli unsur… Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş bu noktada en büyük problemin bilim insanlarından gelen çelişkili açıklamalar olduğuna dikkat çekti. 

 

"Zoom yorgunluğu"

Koronavirüs pandemisinin hayatımıza girmesiyle birlikte en büyük değişim teknolojinin sunduğu olanaklar sayesinde iş ve eğitim hayatında yaşandı. Çalışanlar ve öğrenciler için pandemi öncesinde tatlı bir hayal olan evden çalışmak gerçek olunca, insanlar saatlerini trafikte harcamaktan kurtuldu. 

Böylece gün içinde uzun saatler video konferanslarla geçmeye başladı. Bu uygulamalar arasında en popüler olanı pandemi sürecinde kullanıcı sayısını 10 milyondan 300 milyona kadar çıkaran ve net kârını bir yılda yaklaşık 27 kat artıran Zoom oldu. Fakat bu kez de yol yorgunluğunun yerini zoom yorgunluğu alırken, mesai saati kavramı da kalmadı. Prof. Dr. Baltaş hayatımıza artık 'zoom yorgunluğu' gibi kavramlar girdiğini ifade etti. 

 

Dehşetle baş etme yöntemi: İnkar

Yaşananlara rağmen kimileri durumun ciddiyetinin farkındayken kimileri de umursamazca hayatını yaşamaya devam ediyor. Bu sadece ülkemizde değil tüm dünyada yaşanan bir sorun. Örneğin koronavirüs pandemisinde en fazla kayıp veren ülkelerin başında gelen Amerika’da bazı eyaletler tedbirleri kaldırma yönünde kararlar alırken, yine süreci zorlu geçiren Avrupa ülkelerinde kısıtlama karşıtı protestolar dikkat çekiyor. Toplumlardaki bu iki farklı tepkinin nedenini Prof. Dr. Nilüfer Narlı ‘Dehşetle baş etme teorisi’yle açıkladı. Narlı bu teoriye göre bir grup insanın hala inkar sürecinde olduğuna dikkat çekti.

 

"C kuşağını izlememiz gerekiyor"

Peki her şey bittiğinde bizleri neler bekliyor? Koronavirüs nasıl izler bırakacak, pandemi sonrasında hayatımız hangi kalıcı değişikliklerle devam edecek? En çok merak edilen konuların başında yeniden eski alışkanlıklarımıza dönüp dönmeyeceğimiz sorusu gelirken Prof. Narlı kalıcı değişiklikleri anlamak için, bu dönem erken çocukluğunu yaşayan 'C Kuşağı'nın izlenmesi gerektiğini belirtti.

Haber: Burçak Orçun

Video editörü: Yiğit Karaduman

 

BUNLAR DA VAR