Türk Kardiyoloji Derneği Koruyucu Kardiyoloji ve Ateroskleroz Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Öner Özdoğan, 24 Eylül Ailevi Hiperkolesterolemi Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kolesterolün kandan temizlenmesinin engellendiği genetik bir bozukluk olan ailevi hiperkolesteroleminin; akraba evliliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu ve erken yaşlarda kalp damar tıkanıklığı ve kalbe bağlı ölüme yol açan en sık görülen tek gen hastalığı olduğunu söyledi.

20'Lİ YAŞLARDA KALP HASTALIKLARI GÖRÜLEBİLİYOR

Tüm dünyada, geni anneden ya da babadan alanlarda (heterozigot ailevi hiperkolesterolemi) hastalık görülme sıklığı 300 kişide bir iken; geni hem anneden hem de babadan alanlarda (homozigot ailevi hiperkolesterolemi) bu sıklık bir milyonda bire düşüyor.

Prof. Dr. Özdoğan, "Homozigot ailevi hiperkolesterolemi hastalarında kardiyovasküler hastalıklar 20’li yaşlarda görülebilmekle birlikte; heterozigot ailevi hiperkolesterolemi hastalarında LDL düzeyleri 190 ila 325 arası değişerek, bu hastalarda genellikle 40'lı yaşlarda erken kalp krizleri görülebiliyor" dedi.

HASTALAR BAŞVURUDA GEÇ KALIYOR

Kolesterol yüksekliğinin kalp ve damar hastalığı oluşturana kadar hastada bir şikâyet ya da bulgu yaratmadığını kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, hastaların hekime başvuruda geç kalabildiğini ve bunun da hastalığın tanısını koymada en büyük problem olduğunu söyledi.

CİLT ÜZERİNDEKİ HAFİF KOYU RENKLİ ŞİŞLİKLERE DİKKAT!

Prof. Dr. Özdoğan, hastanın ilk şikayetinin kalp krizi olabileceği gibi, genç yaşta bir hastada görülen göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma ve efor ya da spor sırasında zorlanmanın da ilk belirti olabileceğini söyleyerek, şunları söyledi: "Hastanın özellikle dizlerinde, dirseklerinde, bileklerinde ve ellerinin üstünde deriden kabarık, hafif koyu renkli şişliklerin görülmesi de hastada ailesel hiperkolesterolemiyi akla getirmelidir."

ÇOK YÜKSEK LDL KOLESTEROL DÜZEYİ, TANI KOYMADA TEK BAŞINA YETERLİ

Ailevi hiperkolesterolemi tanısını koymanın oldukça basit olduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, şu bilgileri verdi: "Kanda ölçülen lipid düzeylerinin (toplam kolesterol ve LDL kolesterol) yüksek olması ve hastanın ailesinde (55 yaş öncesi) ya da hastada erken yaşta (55 yaş öncesi) kalp krizi, felç ya da bacak damarlarında tıkanıklık saptanması durumlarında hastada ailevi hiperkolesterolemi düşünülmelidir. LDL kolesterol düzeyinin 190 mg/dL'nin üzerinde olması (çocuklarda 160 mg/dL'nin üzerinde) tanı kriterlerindendir. LDL kolesterol düzeyinin çok yüksek düzeylerde olması (325 mg/dL üzerinde) tek başına ailevi hiperkolesterolemi tanısı koymada yeterli olabilmektedir."

KALP DAMARLARINDA TIKANIKLIK 10 YAŞINDAN ÖNCE BİLE BAŞLAYABİLİR

Prof. Dr. Özdoğan, ailede ailevi hiperkolesterolemi tanısı olan ve erken yaşta kalp krizi geçiren yakını olan bireylerin mutlaka kan yağlarının yani lipid düzeylerinin ölçümünün gerekli olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Riski olan bireylerin erken yaşta yaşam tarzı değişikliklerine uyması ve erken yaşta gerekirse tedaviye başlaması ileride karşılaşılabilinecek kalp damar hastalıklarını önlemede gereklidir. Çünkü kolesterol düşürücü tedaviye erken yaşta başlanması, kalp krizlerine neden olan damar içi plakların iyileşmesi ve gerilemesi açısından çok önemlidir. LDL kolesterol düzeyleri 325 mg/dL'den yüksek olan hastalarda 10 yaşından önce kalp damarlarında tıkanıklık başlayabilmektedir ve tedaviye erken başlanmaması halinde bu hastalar 20-30'lu yaşlara varmadan hayatını kaybedebilmektedir."

AİLEVİ HİPERKOLESTEROLEMİ HASTALARINA ÖNERİLER

Prof. Dr. Özdoğan, ailede ailevi hiperkolesterolemi tedavisinde, hastaların ilaç kullanımının yanında dikkat etmesi gerekenleri şu sözlerle açıkladı: "Lipid düşürücü tedavi yanında diyet gibi yaşam tarzı değişikliklerine dikkat edilmedir. Kan yağlarının yüksekliği yaşamın erken döneminde olduğu için kümülatif olarak birikime yol açmaktadır. Hastalarda kan kolesterol düzeyi ne kadar yüksekse, kalp damarlarında tıkanmalar o kadar erken başlamaktadır. Çok yüksek LDL kolesterol düzeylerine sahip kişilerde kalp kapağında da erken yaşta darlık ve buna bağlı bayılma ve ani ölüm görülebilmektedir. Bu kişilerde ağır egzersizden kaçınmaya dikkat edilmelidir."