HABERTURK.COM

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, termik santrallere filtre takılmasını erteleyen yasaya ilişkin, "Cumhurbaşkanımız düzenlemeyi doğru bulmamış ve veto etmiştir." dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Teşkilat Başkanlığının sunumu başta olmak üzere gündem konularını değerlendirdiklerini dile getiren Çelik, "Adalet Bakanlığında yapılan çalışmalar o gündemle ilgili olarak da MYK'mız kendi değerlendirmesini yapacak, Yargı Reformu süreci gibi süreçlerle ilgili olarak." diye konuştu.

Toplantıda, kamuoyunda tartışılan bir gündem maddesinin de ele alındığını belirten Çelik, "Meclis'te 21 Kasım'da kabul edilen torba yasanın 50'nci maddesine göre havayı kirleten 15 termik santrale baca filtresi takma zorunluluğu 2,5 yıl ertelenmişti, düzenleme Cumhurbaşkanımızın onayını bekliyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız bu düzenlemeyi doğru bulmamış ve biraz evvel veto etmiştir." dedi.

Enerji sektörünün son derece önemli bir sektör olduğunu ve sektörün kazanımlarını koruma ve ilerletme konusunda kararlı olduklarını söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynı zamanda da çevre hassasiyetinin ülkemizin geleceğini, nesillerin geleceğini gözeten bir yaklaşım konusunda da çok yüksek bir hassasiyete sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bu çerçevede enerji sektörünün kazanımlarına, enerji sektörünün daha ileriye götürülmesine dönük hassasiyetini korumakla ve bunu daha da geliştirmek konusundaki iradesini ortaya koymakla birlikte 7 yıldır bu baca filtrelerinin takılmaması çerçevesinde buna yeni bir süre verilmesini yani 2,5 yıl kadar süre verilmesinin gerekli olmadığını değerlendirmiştir. Çünkü 7 yılda yapılmayan bir işlemin bu yeni süre verilmesiyle de yapılacağı konusunda bir kanaat oluşmamıştır."

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çevre meselelerine verdiği önem, çevre kirliliğinin önlenmesi konusundaki hassasiyeti, bakanlıklara ve kurumlara verdiği talimat çerçevesindeki iradesinin bu yasa tasarısını veto etme sonucunu doğurduğunu dile getirdi.

Geçen haftanın yoğun gündem maddelerinden birinin de "Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Cumhurbaşkanlığı makamına atılan iftira" olduğunu belirten Çelik, "Yalan haber üzerinden bir yalan siyaseti üretmişlerdi, bu yalan siyaseti vasıtasıyla kendi parti içi rekabetlerini, kendi parti içi yarışlarını Cumhurbaşkanlığı makamı üzerinden mevcut yönetim lehine bir olumlu duruma çevirmek şeklinde Cumhurbaşkanlığı makamına da iftira atan bir yaklaşımı maalesef parti sözcüleri, genel başkan yardımcıları ısrarla defalarca ifade ettiler." diye konuştu.

"YALAN ELLERİNDE PATLADI"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne giden bir CHP'linin Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan genel başkanlık için yardım talep ettiği ve Erdoğan'ın da bunu olumlu bulduğu iddialarını hatırlatan Çelik, "Gelişmeler zincir şeklinde gerçekleşti. Önce yalan haberi yapanlar bu haberin arkasından çekildiler." dedi.

Haberin kaynağı olarak gazetecinin başka bir gazeteciyi, o gazetecinin bir CHP'liyi ve CHP Genel Başkanını işaret ettiğini anlatan Çelik, şunları söyledi.

"Bu konuda hedef alınan Cumhuriyet Halk Partili isim de yine kendisine dönük komplonun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştiğini söyledi. Bu kadar çerçeveye rağmen ısrarla bu yalan siyasetini sürdürmeye devam ettiler. Netice itibarıyla da bu yalan ellerinde patlamıştır. CHP Genel Merkezi'ni adres gösteren bu yalan siyasetinin adresi olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ni işaret eden bir tablonun net, berrak, tartışmaya şüphe vermeyecek şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı makamından güçlü bir şekilde özür dilemeleri gerekiyor. İkide bir çıkıp Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne karşı 'saray' gibi bir çirkin ifade kullanarak halen bunun Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından yapıldığını söylemeye devam ediyorlar. Biz anlıyoruz ki yalan haberin kaynağı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ni işaret etmesine rağmen, bu yalan haber üzerine inşa edilmiş yalan siyaseti çökmesine rağmen hala bunda ısrar edenlerin, aynı cümleyi kuranların bu yalan siyasetinin üreticisi ve yayıcısı olduğu konusundaki kanaatimiz pekişmiştir. Dolayısıyla bu yalan siyaseti konusunda kim ki Cumhurbaşkanlığı makamına iftira atan cümleleri kurmaya devam ediyor biliyoruz ki onlar bu işin içindedir."

Çelik, "Yalan siyaseti bu şekilde sürdürüldüğü zaman bir özür beklemek fazla lüks olabilir ama netice itibarıyla bu ortaya çıktıktan sonra hem Cumhurbaşkanlığı makamından hem vatandaşlarımızdan hem de Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül veren vatandaşlarımızdan güçlü bir özür dilemeleri gerekiyor. Denilebilir ki 'yalan siyasetini üretenlerin özür dileyeceğini düşünüyor musunuz?' Tabii her zaman için bir ahlaki tutumu ortaya koyacaklarına dair bir beklenti içinde olmak iyidir ama koymazlarsa da bu onların meselesidir son yıllarda Türk siyasi hayatındaki en büyük skandallardan biri olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin üzerine yapışmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Dünya Judo Şampiyonası'nda madalya kazanan down sendromlu Talha Ahmet Erdem, Doğukan Coşar, Mehmet Can Topal ile dünya üçüncüsü Down Sendromlular Basketbol Milli Takımı'nı tebrik ederek, "Bunlar bizim için çok özel sporcular ve bütün sporcularımızla gurur duyuyoruz." dedi.

Diyarbakırlı annelerin evlat nöbetinde 91'inci gününe girdiğini hatırlatan Çelik, bu süre içerisinde vatandaşların, sanatçıların ve pek çok çevrenin verdiği desteğin takdire şayan olduğunu dile getirdi.

Bu eylemin her şeyden önce vicdan eylemi olduğunu ve bu eylemi selamladıklarını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

"Hepsinin ellerinden öpüyoruz, her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ediyoruz. HDP'li yöneticilerin hakaretlerine, terör örgütünün tehditlerine rağmen anne yüreği çocuğunun peşinden ayrılmıyor, anne yüreği çocuğuna sahip çıkmaya devam ediyor. Kendi çocuklarının birtakım cümlelerin arkasına saklanmış emperyalist projelerin lejyoneri haline getirilmesine hem vicdanen hem de en güçlü şekilde yürekleriyle itiraz etmeyi sürdürüyorlar.

Tabii dikkat çekicidir, dünyanın herhangi bir yerindeki benzer 'bir kişilik' eylemi bile son derece güçlü bir şekilde haber yapan uluslararası medyanın Diyarbakır'daki annelerin vicdan çığlığını, insanlık çığlığını, çağrısını sistematik bir şekilde görmezden gelmesini de kayda geçiriyoruz. Nitekim Türkiye'de en ufak bir asayiş olayı olsa, en ufak bir siyasi olay olsa Avrupa Birliği'ndeki raportörler başta olmak üzere pek çok çevre hemen bildiri yayınlarlar, tweet atarlar, temsilcileri onları ziyaret eder ama maalesef Diyarbakır anneleriyle ilgili bu hassasiyeti görmüyoruz ama her ne olursa olsun sonuçta kazanan vicdan olacak, anne yüreği olacak bundan eminiz."

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ DÜNYA LİDERLERİ İLE GÖRÜŞECEK

Yarın önemli bir zirve için sayın Cumhurbaşkanımız Londra'ya gidecekler. Çeşitli görüşmeleri olacak sayın Cumhurbaşkanımızın. ABD Başkanı Trump, Macron, Merkel, Johnson ile görüşecek. Aynı zamanda dörtlü formatta Fransa, İngiltere ve Almanya liderleriyle görüşecek. Başta Suriye olmak üzere DEAŞ, PKK/YPG terör örgütü ile mücadele önemli bir gündem teşkil edecek. NATO'da YPG'nin tehdit olarak yayınlanan savunma belgesine çeşitli tepkiler geldiği haberler var. PKK NATO müttefiklerimizin çoğu açısından terör örgütü olarak tanınmaktadır. YPG de PKK'nın Suriye koludur. Bu nettir.

MACRON'A SORULACAK SORU: SİZİN MALİ'DE NE İŞİNİZ VAR?

NATO'daki ülkelerin NATO prensiplerine sadık kalması çağrısı Türkiye tarafından yapılmaktadır. Barış Pınarı Harekatı sürecinde en çok kaşı görüş beyan eden kişi Fransa Devlet Başkanı oldu. Bahsettiğimiz terör yöneticilerini en çok ağırlayan kişi Macron oldu. Dünyanın çeşitle yerlerinde operasyon yapıyorlar. Ülkelerin çıkarlarını korumak için tek taraflı yaptıkları operasyonlarda bile uluslararası toplumu, NATO'ya çağrı yapıyorlar. Bu onların çifte standardının göstergesidir. Fransa NATO'ye ne kadar yaptığını bilmiyoruz. En son 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' gibisinden bir açıklama yaptı Macron. 'Türkiye'nin Suriye'de ne işi var' diyor. Türkiye orada terörle mücadele ediyor. Macron'a sorulan soru 'Sizin Mali'de ne işi var'

HİÇBİR SURETTE TÜRKİYE TARAFINDAN KABUL EDİLMEYECEKTİR

Libya ile yapılan mutabakat uluslararası hukuka uygun bir şekilde yapılmıştır. Bu konuda tereddüt yok. Mısır burada Türkiye'ye karşı oluşumun içinde olmak için kendi alanından kaybı yaşamıştır. Şöyle bir mantık yürütüyorlar, örneğin Türkiye'nin ana karasının karşısında küçük ada olan Meis adasının, kendi yüzölçümünün 4 bin katı kadar yetki alanını Yunanistan sahiplenmeye çalışıyor. Bunun hiçbir surette Türkiye tarafından kabul edilmeyeceği açıktır.

YENİ YILDA TÜRK AKIM DOĞALGAZI'NIN AÇILIŞI YAPILACAK

TANAP projesi 20 il, 67 ilçe ve 200 köyden geçerek Avrupa'ya ulaşıyor. Avrupa'nın güvenlik ve enerji ihtiyacının Türkiye'ye bağlı olduğu ve Türkiye'nin pozitif katkı yapması net şekilde görülmüştür. Yeni yılda Rusya ile Türk Akım Doğalgaz'ın açılışı yapılacak. Törene sayın Putin de katılacaklar.

CUMHURBAŞKANIMIZ İNSAN SAĞLIĞININ ÖNÜNE GEÇMEMESİNİ İSTİYOR

Sayın Cumhurbaşkanımız insan sağlığı ve çevrenin konusundaki hassasiyetinin devletin başta gelen anayasal görevi olduğunu ifade ediyorlar. Anayasa'nın 56. maddesi herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu bildiriyor. Sayın Cumhurbaşkanımız devletin ve hükümetin başı olarak enerji ihtiyacımızın karşılanması ve önemli oyuncu olmasının mimarı ve takipçisidir. Bunların sonuçlarının insan sağlığının önüne geçmemesini ifade ediyor kendisi. Sayın Cumhurbaşkanımız bu düzenlemeyi uygun bulmamıştır. 2022'ye kadar uzatılıyordu. Cumhurbaşkanımız bunun çevre sağlığına, anayasanın amir hükmüne uygun olmadığını değerlendirip yeniden yüce Meclise iade etmiştir.

 

BU SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ TARAFINDAN İLK VETODUR

Sayın Cumhurbaşkanımızın çevre sağlığı konusundaki hassasiyeti koyarken, çevrenin kirletilmesi konusundaki zararlara herhangi bir tahammülü olmadığının altını çizmiştir. AK Parti hükümetleri döneminde enerji sektörü en stratejik sektördür. Son dönemde çok önemli işlere imza atıldı. Bahsettiğim konuyla ilgili olarak baca filtrelerin daha fazla gecikmemesi gerektiği konusunda sayın Cumhurbaşkanımız irade koymuştur. Arkadaşlarımız şüphesiz yeni bir süre nasıl olur onu değerlendirecektir. Cumhurbaşkanımızın vetosunun doğal mantığı çevrenin korunabileceği hassasiyetlerin geliştirilmesidir. Bu ilk vetodur sayın Cumhurbaşkanımız tarafından. Bu da çevre hassasiyeti neticesinde gündeme gelmiştir.

CHP HER CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE KRİZ ÇIKARMIŞTIR

Bir siyasetçi 'Türkiye'nin anayasası yoktur' diyorsa kendi partisinin ve milletvekillerinin meşruiyetini ortadan kaldırmış oluyor. Türkiye'nin anayasaları her zaman eleştirilmiştir. Yeni anayasa da birtakım  değişikliklere uğrayabilir. Vatandaşın siyasal mutabakatını yansıtan hukuki belgelerdir anayasalar. Zaman içinde çeşitli değişiklikler yapılır. Anayasa değişikliği, referanduma gitmiş, vatandaşın oyunu almış, bu kabul edilmiştir. Bu kişiye şunu söylemek lazım, o zaman Türkiye'yi kimin yönetmesini teklif ediyorsunuz? CHP tarihi boyunca her Cumhurbaşkanlığı seçimini krize çevirmiştir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı'nı bir vesayet makamı olarak gördükleri için siyasi seçilmişler için bir kırbaç olarak gördüğü için rejim krizine çevirmeye çalışmıştır.

BU YAKLAŞIM İKTİDAR VERSİN BİZ YÖNETELİM ANLAYIŞIDIR

Bankaların kendi işleyişi özerktir, siyasi değerlendirme yapmak doğru olmaz. CHP'li belediyelere verilmiyor gibisinden toptancı yaklaşım onu söyleyenlerin iddiası. Geçmişteki borçlarını ödemişler mi? Yeni borçlarını ödeme kapasiteleri nelerdir? Seçim sürecinde borçlarını nasıl kapatacağını, belli bir kaynak nasıl yaratacağını siyasi partiler vatandaşla paylaşıyor. İktidar versin biz yönetelim anlayışı vardır. Çeşitli projelere geçilirken AK Parti'nin meclis üyeleri bize itiraz etmesinler istiyorlar. Bu hizmet vizyonlarının yarışmasına aykırı bir şeydir.

Biz şehrin faydasına olan, kamu yararını ilgilendiren politikalara destek veririz. Şehrin toplam yararına uygun görmediğimiz kısma tabii ki muhalefet ederiz.

SİZ AK PARTİ'NİN VERDİĞİ FOTOĞRAFA BAKIN

Siyaset açısından son derece tecrübeli partisiyiz. Siyasi kapasitesi yüksek partiyiz. Biz kendi ajandamızla meşgulüz. Günde bin tane açıklama yapılıyor. Onu muhataplarına sormak lazım. Herkes herkesle fotoğraf verebilir. Siz AK Parti'nin verdiği fotoğrafa bakın.

ADİL ÖKSÜZ'ÜN YERİNİ SÖYLEYEMEYİZ

İçişleri Bakanımızın Adil Öksüz ile yaptığı açıklama, tabii ki yeri söyleyemeyiz. FETÖ'ye dönük mücadelede herhangi bir tavsama yoktur. Kim nerede biliyoruz, ele geçirmeye çalışıyoruz, iade istiyoruz. Bu örgüt devletin kılcal damarlarından tamamen temizlenene kadar sürecektir.

BİR GAZETECİ HABERİ MANÜPÜLASYON YAPMIŞTIR

Biz o dönemi hatırlarsanız, 'saygın işadamı' gibisinden herhangi bir  değerlendirme yapmadık. Davalık olan taraflar birbirini tanıyor. Sayın Mansur Yavaş da bizim böyle bir ifade kullanmadığımızı söylemiştir. Bu haberi yerleştirenler tamamıyla manipülasyon yapıyor. Mansur Bey'in açıklamasını esas olarak bunu yaptık diyorlar, halbuki Mansur Bey'in açıklaması tam tersidir.

MACRON TÜRKİYE AÇISINDAN AŞIRI İFADELER KULLANDI

Macron, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleştirdi' sözleri son derece sorumsuzca ve yadırgatıcı olmuştur. Daha sonra NATO Genel Sekreteri ile konuşurken burada bir uyarıda bulunmak istedim diyor. Orada defalarca Macron, Türkiye açısından aşırı ifadeler kullandı. En son Barış Planı Harekatı'nı yapıp NATO'dan destek isteyemez diyor. Türkiye PKK, PYD, DEAŞ'ın topyekûn saldırısı karşısında iken bu açıklamaları doğru bulmayız. Askerimizi, vatandaşımızı öldüren terör örgütünün devlet başkanı tarafından savunulması, onları Eliza sarayında ağırlaması, bundan ısrar etmesi. Fransa'nın bu bencillikten kurtulması lazım. Dünyanın her yerinde operasyonlar yapıyorlar. En çok çatışma olan yerlere silah satıyorlar.

ŞEHİR ÜNİVERSİTESİNİN İLMİ BİRİKİMİ YOK EDİLMEZ

Şehir Üniversitesi'nden çok sık açıklama yapıldı. Bazı hocalarımız açıklama yaptı. Bu meseleye herhangi bir şekilde bugüne kadar girmedik. Şehir Üniversitesi'ne dönük teknik bir sürecin, çirkin bir şekilde siyasal öç olarak değerlendirilmesi, hoca ve öğrencilerinin hayatlarının altüst olacağı gibi açıklamalarda bulundu. CHP'nin bu konuda hükümetimizi, partimizi, Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklamaların ardında bizim de açıklama yapmamız gerekmiştir. Bu üniversitenin ilmi birikiminin heba edilmesi söz konusu değildir. Öğrencilerin haktan mahrum edilmeleri  değildir. Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde buraya yer tahsis edilmiştir. Bu üniversite Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Başbakanlıkça bu yer üniversiteye hibe ediliyor.

DANIŞTAY 'HAKSIZ MÜLK EDİNME' KARARI VERMİŞTİR

Devredildikten sonra üniversite kredi almak için bankaya teminat olarak gösterilmiştir. Olmayan uygulamadan, usule aykırı bir işlem söz konusu. Mimarlar Odası dava açıyor. Mülkiyetin devredilmesi aykırı işlem, devredilmiş mülkiyetin bankaya teminat olarak gösterilip, kredi istenmesi aykırı işlem. Daha sonra borçlar ödenemeyince, gelirleri ile öderiz deniliyor. Neticede Danıştay haksız mülk edinimi hakkında karara imza atıyor. Banka da yeni fiili duruma göre harekete geçiyor. Bankanın yaptığı ihtiyati tedbir noktasına doğru gidiyor. Şimdi burada siyasal  bahsediliyor. Öğrencilerin, hocaların mağdur olması söz konusu öçten değil. Üniversitenin akademik ve entelektüel birikiminin ortadan kaldırılması söz konusu değildir. Üniversitenin yönetim  kurtarılması gibi atılan adımlar var. Bu üniversitenin hami üniversitesi Marmara Üniversitesi'dir.  Kurucuların yaptığı açıklamaları ortada. Onlar da üniversitenin yanlış yönetildiğini ortaya koyuyorlar. 

SELAHATTİN DEMİRTAŞ'IN RAHATSIZLANMASI HAKKINDA

Açıklama başsavcılık tarafından yapılmıştır, ona itibar etmemiz gerekir. Bir gelişme olursa Adalet Bakanlığı tarafından açıklama yapılır. Ekstra bir bilgiye sahip değilim.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(2)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • umittacikgoz2019-12-02 23:40:35Cumhurbaşkanımız doğru bulmasaydı en başta meclisten geçmezdi zaten, mertçe ''bu kadar yoğun tepki beklemiyorduk, tepkileri dinledik ve yol yakınken döndük'' deseniz incileriniz mi dökülür?
  • dr_korhan@hotmail.com2019-12-02 18:40:58Sayın CBnından ricamdır; bunun zaten meclise hiç gelmemesi gerekiyordu, bir zahmet meclise getiren ak partilileri ihraç etsin ve olumlu oy veren ak partililere de ceza verdirsin. Akıllarını başlarına toplasınsınmar